
Geçen haftasonu Fukuoka kentinin kuzeyinde merkeze yarım saat uzaklıkta küçük bir üreticinin bahçesine mandalina toplamaya gittik. Oraya ulaşana kadar bizler üreticinin hasatına yardıma gidiyoruz sanmıştım. Fakat program sadece kendimiz için birbuçuk kilo kadar alacak küçük birer poşete mandalina toplamak imiş. Olsun. Epeyce yağmurluydu o gün, yine olsun. Elde şemsiyeler başladık toplamaya, ve tabi dilediğimizce yemeye. Öğlene doğru hava da açtı. Biz de yanımızda getirdiğimiz öğlen yemeklerimizi açık havada yedik, ve mandalinayla ilgili küçük bir oyun oynayıp geri döndük.
Üretici aileden anne ile çeviri yardımıyla biraz konuşma fırsatım oldu. Güney Kore'de üniversite yıllarımda İngilizce öğrendim, ama pek konuşamıyorum dedi. Hemen ilaç ve yapay gübre konusunu açtım. Bahçeyi yılda sadece 3 kere ilaçlıyoruz dedi. Ama önce nasıl yapay gübre kullanmadıklarını anlattı. Pirinç hasadının saplarını ve yetiştirilen diğer ürünlerin artıklarını mandalina bahçesinin dibine seriyorlarmış. (Diğer ürünler nerede diye soramadım, etraf alabildiğine mandalinaydı. Diğer üreticilerin bahçeleri de vadi boyunca mandalina doluydu. Bazı bahçeler ağaçları tek tek numaralandırmış, aralarına ipler germişti.) Eh, pirinç sapını duyunca heyecanlanıp, Masanobu Fukuoka'yı biliyor musunuz diye sordum. Duymamışlar. Wikipedia'da burada pek popüler olmadığı yazıyor. Niye böyle anlamaya çalışacağım.

Fotoğraftaki küçük yapıda hasattan çeşitler, mandalinanın yanı sıra bitki çayı ve daha önce görmediğim çeşitli kök bitkiler satılıyordu. Farklı ülkelerden gelmiş 20 küsür misafirin arasında kendi aracıyla katılan bu minik de vardı!


2 yorum:
tabak canaga mandalina commenti yazdigima gore, mandalinaya da canak commenti yozayim, hepsini dokusu yuzunden uzun uzun sevip oyle kullaniyorsun degil mi? hatta kullanirken sevmeye devam ediyorsun :)
evet! uzun uzun hayranlıkla baka baka, seve seve kullanıyorum. (benimki de ikileme commenti oldu yahu..)
Yorum Gönder