18.11.2008

Mercimek Köftesi

Yapması kolay, yemesi daha kolay:

(yaklaşık 30 tane köfte için)


















Su (2 bardak)
kırmızı mercimek (1 bardak)
köftelik bulgur (yani ince) (1/2 bardak)
kuru soğan (1 tane)
taze soğan (5-6 sap)
zeytinyağı (2-3 çorba kaşığı)
salça ve domates püresi (4-5 çorba kaşığı)
tatlı kırmızı pul biber
tuz
kimyon (az)
maydanoz (yarım demet)
limon (1/2)

önce kırmızı mercimeği suda haşla. Pişince ocağı söndürüp bulguru karıştır. Bu arada, başka bir yerde ince doğranmış kuru soğanı ve taze soğanın beyaz kısımlarını zeytinyağında kavur. Bunu da mercimek-bulgura karıştır. Salça ve domates püresini de karıştır. (Ben mevsimiyse domates rendeleyip çok sulu olmayan kısmını kullanıyorum. Burada kıvama dikkat ederek eklemek gerekiyor. Tüm karışım çok katıysa domates püresi daha çok eklenebilir.)

Baharat, tuz ve limonu da karıştırdıktan sonra ince doğranmış yeşil soğan ve maydanoz da ekleyip karıştır. Elde sıkarak uzun köfteler hazırla.
Afiyet olsun :)

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali


Sürdürülebilir Yaşam Kolektifinin İstanbul'da düzenlediği heyecan verici film festivali için bu link'e bakın:


4.11.2008

Balkabağından Çorba

Tijen inaltong'un "Mutfakta Zen" kitabı 4-5 yıl önce ilk yemek kitabım oldu. Hala da severek bakarım tariflere. Kitapta 139. sayfadaki tariften, hiç alışık olmadığım bir lezzeti her kasım ayında özleyip yapar oldum (orijinalden biraz farklı).
evet, buyrun sonbahar lezzetine:

1 soğan
1 havuç
350-400 gr. balkabağı
1 patates (büyük, ya da 2 tane)
1 bardak su
zeytinyağı
tuz
karabiber 
zerdeçal
3 bardak süt   Artık hindistancevizi sütü koyuyorum, çok iyi gidiyor.

yağda soğanı kavur
iri doğranmış tüm sebzeleri su ve sütü ekleyip haşla
Hepsi yumuşayınca blender'dan geçir.
Afiyet olsun :)

Yoğun, tatlımsı, bebek maması gibi oluyor.

7.10.2008

H2O ve Unutmanın Suları


Ivan Illich
H2O ve Unutmanın Suları
Yeni İnsan Yayınevi, 2007, Çevirmen: Lizi Behmoaras, Sunuş: Ümit Şahin.

“Suya mühendislik mantığıyla yaklaşılması, içme suyu sağlayan göllerin yüzeyini buharlaşmayı önleyecek ince film tabakalarıyla kaplamayı düşündürecek kadar uç noktalara vardırılabiliyor. Buharlaşma, yani ekosistemde süregelen su döngüsünün en önemli olgusu bile, endüstriyel uygarlığımızın hasımlarından biri haline gelmiş durumda çünkü.” (15, Ü. Şahin)

“...de omnibus dubitandum; her şeyden kuşku duyulmalıdır, özellikle de hemen herkes tarfından paylaşılan ve neticede kuşku duyulmaz ve sağduyuya uygun gerçekler olduğu varsayılan ideolojik fikirlerden.
Bu anlamda ‘kuşku duymak’, karar ya da kanaate varma yeteneğine sahip olmamak gibi bir psikolojik durumu, yani obsesyonel kuşkuyu imlemez, ama sağduyu, mantık gibi gerekçeler adına ve “doğal” olduğu kabul edilerek putlaştırılan bütün varsayımların ve kurumların eleştirel bir şekilde sorgulanması için gönüllü ve yetenek sahibi olmak anlamına gelir. Bu radikal sorgulama ancak insanlar kendi toplumlarının, hatta bütün bir tarihsel dönemin - Rönesans’dan bu yana Batı kültürü gibi - anlayışlarını normal ve kaçınılmaz görmezlerse ve farkındalık ufuklarını genişletip düşüncenin bilinçsiz yanlarına da nüfuz edebilirlerse mümkündür. Radikal kuşku, açığa çıkarma ve keşfetme eylemidir...” (16-17, Ü. Şahin, Erich Fromm’un girişinden alıntı, 1971)

24.09.2008

Lorlu Vişneli Kek

Bu keki başka meyveli tariflere bakarak ben uydurdum. (Aslında maviyemiş-likapa'lı tariflere özendiğim sıralarda elde vişne olduğunu farkedince sonuçta bu çıktı.)

Malzemeler:

2 yumurta
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
2 tatlı kaşığı süt (artık süt kullanmıyorum)
1/2 su bardağı+ 1 tatlı kaşığı şeker (ben esmer kullanıyorum, ama beyazla da aynı sonucu verir)
200 gr. tatlı lor peyniri (tuzsuz lor, ya da Ayvalık loru diye satılıyor)
1 su bardağı un (ben çavdar ve tam buğday unu kullanıyorum, başka da olabilir)
1 kase vişne (9 tane kenara ayır)
1/2 tatlı kaşığı karbonat
1/2 tatlı kaşığı limon suyu

(bu malzemeden 9 kap kek -yani muffin çıkıyor. Bir kere de küçük borcamda yaptım yağlı kağıt kaplayarak)

Sıvı malzemeleri iyice çırp. Şekeri ve loru ekle, yine çırp. Unu dök, sonra vişneleri ekle. Karbonat ve limon suyunu karıştırıp onu da ekleyip karıştır. Kap kek kağıtlarına kaşıkla paylaştırdıktan sonra üzerlerine birer vişne daha kondur.
Bekletmeden 175-180 C fırına koy (mini fırın için). Küçük kap kekler 18-20 dakikada pişiyor. Borcamda tek parça olunca 35-40 dk. sürdü.
çok nefis çook.

Afiyetler dilerken, ben yatıyorum

9.09.2008

ÇALINMIŞ HASAT

ÇALINMIŞ HASAT, Küresel Gıda Soygunu
Vandana Shiva

(Stolen Harvest: The Hijacking of the Global Food Supply, 1999)
bgst yayınları, 2006, Çeviren: Ali K. Saysel

Gıda Demokrasisi
Gördüğümüz şey, bir avuç büyük şirketin tüm gıda zincirini kontrol altına alarak diğer alternatifleri yok ettiği bir gıda totalitarizminin doğuşudur. Böylece, insanların ekolojik olarak üretilmiş çeşitli ve güvenli gıdaya erişimi engellenmektedir. Yerel gıda pazarları, tohum ve gıda sistemleri üzerinde tekel oluşturmak amacıyla kasten yok edilmektedir.”
(sayfa 28)

“Avrupa Birliği genetiği değiştirilmiş ürünlerin etiketlenmesine karşı oy kullanmıştır ve Monsanto sütlerini ‘BGH (bovine growth hormone) içermez’ şeklinde etiketleyen ABD çiftçilerini mahkemeye vermiştir. Böylece demokrasi, ‘serbest ticaret’ tarafından ayaklar altına alınmaktadır.”
(sayfa 75)

“Büyük şirketler sonlandırıcı tohum teknolojisinin, yatırımlarını çevirebilmek için gerekli olduğunu iddia etmektedirler. Fakat bu argümana göre silah üreticilerinin silah satmaları ve nükleer endüstrinin bomba üretmesi de serbest bırakılmalıdır. Gezegendeki yaşamı koruma görevi taşıyan insanlar olarak bizler bazı faaliyetleri, ne kadar kâr sağlarsa sağlasınlar, ekolojik ve toplumsal nedenlerle durdurma yükümlülüğü taşıyoruz.”
(sayfa 102)

25.08.2008

Taze Kekikle Zahter

Hatay'da acısız bir zahter bulup yiyemediğim için eve döndüğümde kendim yaptım:

Taze kekik (yarım demet)
Domates (2-3 tane)
Yeşil Kırık Zeytin (25-30 tane) (Hatay dükkanından)
Maydanoz (yarım demet)
Zeytinyağı
Nar Ekşisi
Az tuz

Kekikleri tuzla ov, ve çıkan suyu dök. (Bu işlem acılığı ve keskinliği azaltıyor).
Domates, zeytin ve maydanozları küçük küçük doğra. (Ben Hatay'dan aldığım kırma zeytini kullandım. Salamura ekşimsi zeytinle güzel olmayabilir.)
Hepsini karıştır.
Suyuna ekmekle giriş!

8.08.2008

Ekin Sapı Devrimi

Yaşlı bir Japon’dan bilgece sözler

Yazar Masanobu FUKUOKA'nın "Ekin Sapı Devrimi" kitabından seçtiğim bölümler:

"Ağaçların doğal şekillerinden uzaklaşmaları ölçüsünde budama ve böceklerle mücadele gerekli hale gelir; insan toplumunun doğaya yakın bir yaşamdan kendini ayırması ölçüsünde resmi eğitim gerekli hale gelir. Doğada resmi eğitimin hiçbir işlevi yoktur.” (43)

“Tahıl yetiştirmenin daha kolay, daha sade bir yolu muhtemelen yoktur. Tohum serpme ve sapları yaymanın dışında çok az iş gerektirir, ama benim bu sadeliğe varmam otuz yılımı aldı.” (67)

“Araştırmacılar, araştırmacı olmadan önce filozof olmalılar. İnsanın amacının ne olduğunu, insanlığın ne yaratması gerektiğini değerlendirmeliler.” (90)

“Bir sorunun ortaya çıkan sonuçlarıyla başa çıkma kararı alındığında, genellikle, düzeltici müdahelelerin sorunun kendisini çözeceği varsayılır. Oysa bu nadiren gerçekleşir. Mühendisler bunu kafalarına sokabilmiş gibi görünmüyorlar. Bu karşı-müdaheleler, neyin yanlış olduğunun çok dar bir şekilde tanımlanmasına dayanır. İnsan müdahelesi ve karşı-müdaheleler sınırlı bilimsel doğrulardan ve yargılardan kaynaklanır. Bu şekilde asla gerçek bir çözüme varılamaz.” (99)

“Çocuklar yalnızca oynayarak ya da hiçbir şey yapmadan mutlu olurlar. Diğer yandan, ayrımlayan yetişkin, kendisini neyin mutlu edeceğine karar verir ve bu koşullar sağlandığında kendini tatmin olmuş hisseder. Yiyeceklerin ona lezzetli gelmesinin nedeni doğanın ince tatlarını taşımaları ya da bedeni beslemeleri değil, tat alma duyusunun, bunların tatlarının iyi olduğu fikrine şartlanmış olmasıdır.” (143)

“Bugünlerde insanlar, akıllarıyla yiyorlar, bedenleriyle değil.” (143)

“Eğer yemekleri lezzetli yapmaya çalışmazsanız, doğanın bunu zaten yaptığını görürsünüz.” (144)

“İnsanlar şeyleri anladıklarını düşünürler, çünkü onlara aşina olurlar. Bu yalnızca yüzeysel bilgidir. Bu yıldızların adlarını bilen astronomun bilgisidir, yaprakları ve çiçekleri sınıflandırmayı bilen botanikçinin, yeşil ve kırmızının estetiğini bilen sanatçının bilgisidir. Astronom, botanikçi ve sanatçının her biri kendi zihninin menzili içinde, izlenimlerini yakalayarak yorumlamaktan başka bir şey yapmamıştır. Aklın faaliyetleriyle ne kadar ilgilenirlerse, kendilerini o kadar ayırırlar ve doğal bir şekilde yaşamaları o kadar zorlaşır.” (157)

* Sonradan ek: Artık bu kitabın İngilizcesi ODTÜ kütüphanesinde var.

22.07.2008

Tam pirinç salatası

ben uydurdum:

TAM PİRİNÇ SALATASI
malzemeler:

Haşlanmış tam pirinç (kepekli pirinç ya da esmer pirinç) -1 bardak
Sele zeytini -8-9 tane
Zeytinyağı (sızma)
Sumak (bolca)
Tatlı kırmızı pul biber
Dereotu (çok yakışıyor, bu da bolca)
Maydanoz
Limon + Nar ekşisi

Bu tam pirincin organiği bulunuyor. En önemli özelliği -lezzetli olması dışında- zor pişiyor. Ben 24 saat önceden ıslatıyorum. Ve bir kerede 3-4 bardak haşlayıp buzluğa kaldırıyorum.

tarif:
Bir gün önceden ıslatılmış tam pirinci uzun süre haşla.
zeytinleri küçük küçük doğra, bu arada çekirdekler de bertaraf edilmiş oluyor.
Diğer malzemeleri de karıştır.
Yeme de yanında yat!

11.06.2008

Story of Stuff

http://storyofstuff.com/ adresinde Annie Leonard'in çok ilginç videosu var. Hararetle öneririm. Ayrıca, arkadaşlarım bu filmin DVD'si için Türkçe altyazı da hazırladı!




10.06.2008

Ömer Madra'dan alıntılar

Ömer Madra ile Ümit Şahin'in söyleşilerinden oluşan "Küresel Isınma ve İklim Krizi" kitabından:

"...biz bakterilerden daha zeki olduğumuzu düşünmeyi seviyoruz. Hayatlarımızı ona göre uyarlarız diyoruz. Ama bu bence pek doğru değil, diyor (Lonnie) Thompson. İnsanlar da diğer organizmalar gibi. Bütün organizmalar sistemi kendi avantajlarına göre maksimize etmeye, en iyi hale getirmeye çalışırlar. Bütün kaynakları tüketmeye ve bunu o kaynak ortadan kalkana kadar yapmaya devam ederler. Bütün organizmalar böyledir. Ekonomik sistemimizin de üzerinde durduğu şey maksimum üretimdir. Bütün dünyadaki her ülke Batı ülkeleri gibi olmak istiyor. Aynı hayat tarzı, aynı klimalar, aynı cihazlar. Biz Batı'da insanları düşünmeye alıştırıyoruz, bunun için de eğitiyoruz. Ama bence eylemler sözden daha etkilidir, diyor Thompson, biz bu yolda yürümeye devam edersek, bakterilerden daha akıllı filan olmadığımızı, tıpkı anaerobik bakteriler gibi davrandığımızı, onların yaptığının aynını yaptığımızı göstereceğiz. Sistemin sınırlarını aşana kadar yapabilirsin de bunu, ama aştığın anda sistem çöker."
(sayfa 62)


"...mesela nükleer füzyon meselesi otuz-otuzbeş yıldır mutlaka gerçekleşecek, diyorlar. Sayısız makale okudum diyor (George) Monbiot. Ama hep otuzbeş yıl, hiç değişmedi, sonra bir baktım, yirmi yıla indi. Ama o yirmi yıl da sabit galiba, son okuduğum bütün makalelerde, diyor. Bir de sürekli hareket eden devridaim makinesi vardır, her zaman da erkeklerden geliyor bu öneriler. Hangi hakemli dergide çıkmış bir gönderin bakalım diyorsunuz, tık yok... Bu tip boş umutlara kapılmak da, umutsuzluğa kapılmak kadar tehlikelidir."
(sayfa 165-166)


"Bir şeyi değiştirecek olan eylemdir. Sadece ve sadece eylem."
(173)

"...Batı kültürü ve bütün ekonomik sistem inkar üzerine kurulmuş, hava için, su için veya denizdeki balık için 'serbest mallar' deniyor mesela iktisatta. Bedava yani. Bunun maliyetini ödemeyi kafandan çıkarman ve inkar etmen lazım. Serbest mal deyip geçiyorsun."
(217)